reklam alanı 728x90
06 Haziran 2020 Cumartesi
Anasayfa > Yazarlar > Av. Şefik Dedeköylü > Üzüm Üzüme Baka Baka Mı Kararır?
Av. Şefik Dedeköylü

Üzüm Üzüme Baka Baka Mı Kararır?

16.12.2019 09:15 12 14 16 18 yazdır
Yazar : Av. Şefik Dedeköylü
Devlet ve siyaset adamının en önce hizmet ettiği topluma ve milletine iyi örnek olması gerekir. Çünkü üzüm üzüme baka baka kararır. Devlet ve siyaset adamlarının başında, devletin başı gelir. Dolayısıyla ilk birinci görev ve sorumluluk ona aittir. 

                Devletimizin başının ailesi tıpkı benim ailem gibi fakirmiş. Hatta siyasete girdiğinde “Benim tek servetim bu” diyerek parmağındaki yüzüğü göstermiş. 

                  İhtişamlı hayat yaşamak, hep babadan zenginlerin hakkı olmamalı. Babadan fakir olanların da muhteşem hayat yaşamaya hakkı vardır. Kimisi bunu alnının teri, bileğinin hakkı ile sağlar. Kimisi devletin ve milletin imkânlarını kullanarak sağlar.  Recep Tayyip Erdoğan siyaset yapmaktan servet yapmaya vakti olmamıştır. O halde, devletin imkânlarını kullanarak muhteşem bir hayat yaşayacaktır. 

                    Atatürk'ün Çankaya köşkü onun istediği lüks ve ihtişama yetmezmiş. Hem Atatürk'ün varisi olmak ona uymazmış. Çünkü dünya görüşleri çok farklıymış. Bu sebepten önce devletin imkânları ile yeni bir saray yaptırmak lazımmış. Sonra saray gibi bir uçak almalıymış. Sonra Turgut Özal'ın yazlık konutu ona çok basit ve fakir gelmiş. Yazlık bir saray gerekiyormuş. Şimdi de denizde bir yat sarayı tahsis edildiği, onun restore edilerek saraya dönüştürüleceği söyleniyor. 

                    Devletimizin başına az bile. Seksen iki milyon koca bir millet devletinin bir tek başına bakamayacak mı? Bu ihtişamın milletin her ferdine birkaç kuruş yükü olur. Onu da helal ediversinler. 

Devletimizin başının kişisel ve aile servetini sorgulamıyorum. Eski dostlardan Davutoğlu “Bütün siyasilerin aile ve yakınlarının mal varlıkları sorgulansın” diyerek ayıp etti. “Eski dosttan düşman olmaz” diye bir atasözümüz vardır. Davutoğlu atasının sözlerini de mi dinlemiyor ve saygı duymuyor?

Ha şunu da söyleyeyim. AKP iktidarını uyutup kandıranların safına Davutoğlu, Babacan, Mehmet Şimşek de katıldı. İktidarımızı Feto kandırır, Esad kandırır, Putin kandırır, PKK kandırır, Amerika kandırır, Avrupa Birliği kandırır, Kuzey ırak Peş germeleri kandırır, Işid kandırır, Tunceli seçmeni kandırır, kandıran kandırana…

                      Devletimizin başının her gün bir yere gitmesi, bir yerden nutuk atması gerekmektedir. Bu kadar işi ver iken, üçkâğıtçıların, niyet ve zihniyetini ölçüp- tartacak zamanı yoktur. Bunu 20 bin TL maaşla yanına aldığı danışmanların yapması, ona akıl ve yön vermesi gerekir. Her halde onlar da görevlerini adam gibi yapmıyorlar.

                      Baksanıza ülkemizde kötülüklerin en masumu batakçılıktır. Daha kötüsü kavga-dövüş, adam öldürmek, kadın ve çocuk cinayetleri aldı başına gitti. Adalet bakanları ve yüksek bürokratların hepsi ehliyetsiz, liyakatsiz, yalaka ve torpilli kişiler mi acaba? Böyle ceza infaz yasası olur mu? Suç işlemeyi alışkanlık haline getirmiş, yığınla sabıkası olan bir sapık, açık cezaevine çıkarılır mı? Oradan da izinli olarak halkın arasına salınır mı? 

                     Cezada iki amaç vardır. Birisi korkutucu ve caydırıcı olmasıdır. Diğerisi masum ve mağdur insanların güvenliğini sağlamaktır. Bu infaz yasası ne işe yarıyor? İnsani nitelik ve özellikleri olmayan, hayvandan bile beter ve zararlı insanlara devlet ceza evlerinde besleyecek, ona cezası dolmadan, hak ve özgürlük tanıyacak ise, mağdurların ve masumların mağduriyeti ve güvenliği nasıl sağlanacak? 

Demek ki, Yargıyı yönetenler ve yönlendirenler de devletimizin başını aldatarak,  infaz yasasını suçlu lehine hafifleten bir kanun hükmünde kararname çıkarttırmışlardır. Çünkü iktidarımız sürekli cezaevleri yapıp, sayılarını artırdığı halde, cezaevlerinde yer yokmuş? Ne yapalım? Bir kısmını açık ceza evlerine çıkaralım ve sokağa salıverelim. Canım herkesin mal ve can güvenliğini devlet mi sağlayacak?  Biraz da herkes kendisi silah taşır, yanında güvenlik taşır, kendi güvenliğini kendisi sağlar. Değil mi yani.

                     Masumun, mağdurun, haklının ve alacaklının hukukunu, mal-can güvenliğini sağlayabilmek için bunlara tecavüz edenlerin hakkından gelip, haddini bildirmek gerekir. Benim inandığım Müslümanlık da, insanlık da, medeniyet de bunu gerektirir. Bu, aynı zamanda ülkenin ve milletin yükselmesi, refah ve huzura ulaşması için gereklidir. Mal ve can güvenliği olmayan toplumda huzur olur mu? Üretim, verimlilik ve yükselme olur mu? Çünkü insanoğlu aklını, emek ve mesaisini önce can ve mal güvenliğine harcar. 

   Devletimizin başı lüks ve ihtişam içinde yaşar da, bakanlar ve milletvekilleri, belediye başkanları, yüksek bürokratlar boş durur mu? 

Onlarda Çakarlı araba isterler. Milletvekilleri bütün soy ve soplarının devlette bedava tedavi olmasını sağlarlar.  Bu yolda yasalar çıkarırlar. O milletvekili olacak, havası-civası olmayacak olur mu bu? O milletvekili olacak soyu-sopu onun elde ettiği imkânlardan mahrum kalacak olur mu bu? Sonra biri yer, biri bakar kıyamet ondan kopar. Gene mecliste yedi yemekhane az geliyormuş. Sekizincisi yapılıyormuş. Hem de yemek ücretleri Türkiye'deki en ucuz lokantalardan bileucuzmuş. “Ye Mehmet ye” 

                      Yüksek bürokratlar durur mu? Onlar da yüksek maaşlar, lüks makam odaları, Çakarlı makam arabaları isterler. Hakları değil mi canım? Onlar üvey evlat mı?

Devletin zirvesi, zirvesine yakın olanlar, iktidarın ehliyet ve liyakat yoksunu yalakaları bu imkânlar içende yüzerken, tabandaki gariban onlara trene bakar gibi bön bön bakmakla mı yetinecek? O da genç yaşta emekli olup, devlete sülük gibi yapışmak ve sömürmek ister.  Rabbena, hep bana” demeğe başlar.

                       İşte devlet ve siyaset adamı vatandaşına böyle kötü örnek olursa, hiç kimse haline şükretmez. Daha fazlasını ister. Bulamayanlar da hırsızlık, kapkaççılık yapar. Cinayetler işler. Birbirini kandıran kandırana gırla gider. Güven, itimat kalmaz. Haksızlıklar, yolsuzluklar tavan yapar. Devletin başının lükse özenmesi, toplumda ne doyumsuzluklar yaratıyor, bunun da sonuçlara ne kadar kötü oluyor görüyor musunuz?

                       O halde, önce devletin başının mütevazı, fedakâr olması gerekir. Bu, hem iyi örnek olmak için gerekli, hem de vatandaşına “Dur” diyebilmek hakkının olması için gereklidir. Hesap hesaphesap, tasarruf, tasarruf, tasarruf…  Vatandaşını tüketime değil, üretime, yatırıma yönlendirmesi gerekir. 

Bunun da sonucu daha çok yatırım, üretim, daha çok, istihdam, daha çokihracat, daha çok döviz girdisi, daha çok zenginleşmek, daha çok huzur ve refah demektir. İşsiz iş bulur, karnı doyar. Hem de o insan huzurlu olursa suç işleme eğilimi ve oranı düşer.

Cumhurbaşkanımız beni danışman yapsa da, ben de bunları ona güzel güzel anlatsam olmaz mı? Hem de öyle 20.000 TL gibi maaş istemem. Çakarlı makam aracı istemem. Görevimi devletim ve milletime minnet ve şükran borcumu ödemek için seve seve yaparım. Bundan haz ve onur duyarım. Bu da bana yeter. 
ihh 468x60
Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.