reklam alanı 728x90
24 Ağustos 2019 Cumartesi
Anasayfa > Yazarlar > Av. Şefik Dedeköylü > Ailede Huzur ve Mutluluk
Av. Şefik Dedeköylü

Ailede Huzur ve Mutluluk

15.10.2018 12:09 12 14 16 18 yazdır
Yazar : Av. Şefik Dedeköylü

Allah insanları çile ve cafa çekmek için değil, sefa ve mutluluk için yaratmış ve bu dünyaya göndermiş olmalıdır.  İspatı şu: İnsan ellerindeki marifetler ve insan aklındaki güç hangi canlıda vardır? Madem ki bu kadar yetenekli ve güçlüyüz, o halde huzurlu ve mutlu  olmak ve  yaşadığımız her an Allah’a şükretmek zorundayız. Eğer hayatımızdan şikâyetimiz varsa, kabahati kendimizde aramalıyız. Demek ki, o yetenekleri ve aklı iyi ve doğru yolda kullanamamışız demektir.


           Aynı zamanda çevremize faydalı olmak ve huzur vermek zorundayız. Faydalı olmamız gerekenlerin başında aile fertlerimiz, yakın çevremiz gelir. Huzurlu ve mutlu olmak ne kadar hakkımız ise, huzur ve mutluluk vermek de o kadar boynumuzun borcudur.


             Son zamanlarda kadın cinayetleri, boşanma davaları aldı başını gitti. Aileden sorumlu kadın bakanımız var. Bunun görevi aile huzur ve mutluluğuna katkıda bulunmak olmalıdır. İnsana ilk önce sağlık, sonra nafaka lazımdır. Sonra da kültür ve ahlak gerekir. Sağlık ve nafaka bu bakanlığın işi değildir. Ancak evlilik ve aile kültür ve ahlakı bu bakanlığın işidir. Bu da eğitimle olur.


             Her işin, her mesleğin eğitimi vardır. Bir meslek edinebilmek için canımızı dişimize takar, yıllarımızı veririz. Hâlbuki hayatın en önemli olayı evliliktir. Dengeli, uyumlu, huzurlu, iyi bir evlilik yapabilmiş isek, cennet gibi bir hayat yaşarız. Eğer tersi bir evlilik yapmışsak mal-mülk, makam-mevki ne işe yarar? Çünkü kapıyı kapattığınızda herkes ve her şey dışarıda kalır. Siz eşinizle baş başa kalırsınız. Orada karşılıklı sevgi ve saygı lazımdır. Neylersin köşkü, sarıyı, içinde salınan iyi huylu bir eş olmayınca.


            Son yıllarda serbest piyasa ekonomisi, dışa açılma politikaları sayesinde yeterli olmasa bile ekonomimiz gelişti. Buna paralel olarak fert başına düşen milli gelir ve teknoloji de gelişti. Fakat kültür ve ahlak ekonomi ve teknolojinin gerisinde kaldı.


             Kültür ve ahlak’ın kaynağı önce ailedir, sonra okuldur. Sonra inançlarımız ve din adamlarımızdır.


             O halde önce aileyi meydana getiren eşleri evlilik ve karşı cins konusunda eğitmek gerekir. Onlar evliliği ve mutlu olmanın yollarını ve yönetimini bilsinler ki, o aileden yetişen çocuklar da onları örnek alsın ve dengeli büyüsünler, başarılı olsunlar.


             Bakın 6.10.2018 tarihli gazetelerdeki haber: “13 yaşındaki çocuk, annesiyle babasının sık sık tartışmalarından bunalıma girmiş ve evdeki tabanca ile babası uyurken başından vurup öldürmüş”


             Bana oğulları tarafından dövülen, yaralanan birçok baba ve anneler gelmiştir. Bir anne savcılıkta ifade veriyordu. “Bir oğlan doğurdum, onu doğuracağıma taş doğursaydım” diyordu. Gene bir baba eli-yüzü kan içinde geldi. Savcılığa dilekçe yazmamı istedi. “Ne oldu” dediğimde “Oğlan dövdü” dedi. “Kabahat senin, onu sen terbiye etmedin mi, öyle terbiye etmişsin” dedim. “Ben onu öyle terbiye ettim ki, çocukluğunda her gün döverdim” dedi. Ben de “Demek ki dövmekle olmuyormuş.” dedim.


               Gene bir gün kapıma genç bir astsubay geldi. “Ben babamı öldürsem ne kadar ceza alırım?” diye sordu. Babası annesine çok kötü davranıyor, işkence ediyormuş. Kendisine “Sen manyak mısın, biri annen, biri baban. Senin yanında kavga ederlerse ayıplarsın, sakinleştirmeye çalışırsın, kendince öğütler verirsin. Başarılı olamazsan bırak kendi hallerine. Onlar bugüne kadar öyle gelmişler, öyle gidecekler” dedim. Yıllar sonra bir genç elimi öpmeğe kalktı. Ben tanıyamadım. Kendini tanıttı. “O gün ben babamı öldürmeğe kararlıydım. Beni sen yastın” dedi.


               Gene karısının boşadığı bir kocaya “Sen böyle gidersen bir daha evlenemezsin. Senin gibi adama kadın gelmez. Bundan sonra içmeyen, çalışkan, hesaplı, tutumlu, herkesle iyi geçinen adam ol. Senin için “Değişti” desinler. Bakarsın eşin bile çocuklarınızın hatırı için döner. O dönmese bile sen yeni bir evlilik yaparsın” dedim. Yıllar sonra birisi elimi öpmeğe kalkıştı. Ben el öptürmekten hoşlanmam. Sebebini sordum. Kendini tanıttı. Dediğine göre “Benim uyarılarımı kafasına yerleştirmiş. Aynen uygulamış” Eşi ile barışmış. Çocukları ile beraber olmuşlar.  “Dökme suyla değirmen dönmez” insanın içinde olacak denir ya demek ki söyleneni anlayanlar ve uygulayanlarda var.


                 Bizim aileden sorumlu bayan bakanlarımız sürekli kadınlar lehine yasal değişiklikler sağlıyorlar. Böylece kadınlara kocaları karşısında direnç kazandırıyorlar. Hatta şımartıyorlar.


                 Bakın bir gazete haberi: “İstanbul’da bir adam kısa bir süre önce onuncu kattan bir ev almış. Bir gün eve geldiğinde eşini ve kaynanasını öldürmüş. Kendini de onuncu kattan atarak intihar etmiş. Demek ki bu koca depresyona girmiş. Sebep kim? Karısı ve kaynanasından başka kim olabilir?


                 Be kadınlar, siz onun düşmanı mısınız? Kızdığını anlamayacak kadar aptal, görmeyecek kadar kör müsünüz? Sizin gözünüz mü kızardı. Kana mı susadınız? Susu verseniz, hatta “Sen haklısın, doğru söylüyorsun, sen bilirsin” deyiverseniz kıyamet mi kopardı? Alın bakalım, şimdi kıyamet koptu. Ya o kayınvalide kızını yasıp, yatıştırıp, susturmaz mıydı? Herhalde o da bir kara kedi imiş.


                 Aslen Denizli’li bir esnaf, avukat olduğumu öğrenince derdini açtı. “Bir ev aldım. İçine eşya döşeyip yerleştirdik. Bu sebepten biraz yorulduk ve sıkıldık. Bu yüzden eşime basit bir sebepten bağırıp-çağırdım. O gidip benim için evden uzaklaştırma kararı almış. Ben bir daha o kadının yüzüne bakar mıyım?” dedi. Onurlu bir erkek için bu evlilik bitmiştir.


                  Benim tavsiyem şu. Anne-babaların çocuklarını evliliğe hazırlamaları gerekir. Evlilik ve karşı cins hakkında bilgi vermesi, telkin ve tavsiyelerde bulunmaları gerekir. Sonra çocuklarının eşinden şikâyeti halinde sükûnet, hoşgörü, sabır, tahammül ve metanet tavsiye etmeleri gerekir.


                  Genç evlilerin bir tartışmasına tanık olduklarında kesinlikle tarafsız kalmaları, gençleri yatıştırmağa çalışmaları gerekir. Çünkü taraf tutar, çocuğundan yana olurlarsa onlar nazarında hem saygılarını, hem otoritelerini kaybederler.


                 Okullarda ahlak, evlilik, terbiye konularında az-çok ders verilmesi gerekir. Toplu yaşama kurallarının öğretilmesi gerekir.


                   Sonra din adamlarımızın, dinimizin ahlaki ve etik değerlerini cemaate ve çevrelerine etkili şekilde anlatıp, sevabı-günahı, doğruyu- yanlışı- ayıbı, iyiliği-kötülüğü, faydalıyı-zararlıyı bunların bireysel, aile ve toplumsal hayattaki getirilerini- götürülerini anlatıp kafalarına sindirmeleri gerekir. Böylece toplumsal ahlaka ve dolayısıyla aile huzur ve mutluluğuna katkı yapmış olurlar.  


                  Aile Bakanlığının da ya bizzat kendisinin evlilik kursları açması veya bu görevi yasa ile belediyelere yüklemesi gerekir. Bir haberde Kadıköy Belediyesinin evlilik kursu açtığını duydum, memnun oldum. Bunu memleket sathında yaygınlaştırmak gerekir. Burada, yaşlı ve konuyla ilgili ve tecrübeli insanlara görev verilebilir. Onlar gençlere örneklemeler yaparak nasihat, tavsiye ve telkinlerde bulunurlar. Böylece onlar da bir taraftan  hem topluma katkı yaptıklarından ve hem de üç kuruş ek gelir elde ettiklerinden mutlu olurlar. Gençler de yaşlıların tecrübelerinden ve tavsiyelerinden bir şeyler öğrenirler. “Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul-zurna azmış. Dökme suyla değirmen dönmezmiş. Allah yüreğinde versin” miş.” Fakat herkes “Nato mermer, nato kafa” değil ya. Anlayanlar ve anladıklarını evlilik hayatında uygulayanlar da yeter.


                   Hatta boşanma davası açan ve aleyhinde dava açılan her iki tarafa mahkeme hakimi bu kurslardaki seminerler yönlendirilmeli. Oradan sertifika alma tavsiyesi yapmalıdır. Hatta mecburiyet yüklenmelidir. Belki her iki taraf kendinde hataları olduğunu kabullenir ve yanlışlarından dönerler. Karşı tarafa hoşgörü, sabır ve tahammül sınırları genişler. Böylece bazı evlilikler kurtarılabilir.

ihh 468x60
Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.